Gamze AYDIN – Teradata Türkiye Ülke Müdürü

02/04/2014 • Röportajlar • Görüntülenme: 1200

Aydın-1

Kurulduğu günden bu yana veri konusunda aktif çalışmaları ve entegre hizmetleriyle 70 ülkede kurumlara hizmet sunan Teradata’nın Ülke Müdürü Gamze Aydın ile Büyük Veri ve veri analizinin önemini detaylandırdık. Özellikle son yıllarda sosyal medyada biriken ve kişisel olarak oluşturduğumuz verinin; biriken veri yığınına çözüm olabilecek yeni teknolojileri zorunlu kıldığı günümüzde geldiği noktayı, konunun uzmanıyla konuştuk.

Zamazingo: Teradata olarak Büyük Veri’ye ilişkin çalışmalarınız ve kurumlara sunmuş olduğunuz çözümler neler?

Aydın: Teradata 1979’da Amerika’da kurulmuş olan bir firma. Kuruluşundan bu yana tek iş alanı da veri. Bugün de öyle, yarın da öyle olacak. Gündemde olan Büyük Veri, bizim çok iyi bildiğimiz bir konu. Günümüz trendine baktığımızda veri çeşitliliği herkesin gündeminde önemli bir yer taşıyor. Büyük Veri, özellikle sosyal medyada biriken bilgiden lokasyon bilgisinden ötürü çok geniş yer kaplıyor.

Büyük Veri’yi depolamak kurumlar açısından ciddi bir maliyet. Teradata da bir yandan araştırma dediğimiz Aster platformunda Büyük Veri üzerinde analiz yapıp onu kurumsal veri ambarınıza almanızı sağlayan bütünleşik bir veri mimarisi ile çözümler sunuyor.

Kendimizi düşünelim; gün içerisinde ne kadar çok veri oluşturuyoruz. Birçok internet sayfasına giriyoruz, internetten alışveriş yapıyoruz, telefonla konuşuyoruz, sürekli lokasyon değiştiriyoruz, müşterisi olduğumuz bankaya ya da telekomünikasyon kurumuna ciddi bir veri gönderiyoruz.

Diğer tarafta da finansal verileriniz var. Fatura ödüyorsunuz, kredi ve kredi kartı kullanıyorsunuz. Bunlar yapısal olarak kurumların sisteminde oturuyor. Biz bu verilerle davranışsal verileri entegre eden bir mimari ile kurumlara çözüm sunuyoruz. Diğer taraftan Teradata, endüstri Know-How’u yüksek olan bir firma. Kurumlara sadece teknolojiyi sunmak artık yeterli olmuyor. Teradata 34 yıllık hikayesinde hiç olmadığı kadar yönetim danışmanlarından talep alıyor. Çünkü veri artık stratejik bir konu ve her CIO’nun gündeminde Büyük Veri konusu var.

Zamazingo: Kurumsal olarak sahip olunan verinin iş süreçlerinde faydaya dönüşebilmesi için yürütülen analiz evresinde nasıl bir yol izlenmeli? Verinin ihtiyaca uygun ve verim sağlayacak şekilde analiz edilebilmesi için veri analistinin sahip olması gereken yetenekler nelerdir?

Aydın: Veri analizi önemli bir süreç. Bu konuda en iyi teknolojiyi de sunsanız veri analistiniz hem işten hem teknolojiden anlamak durumunda. Yönetimin tecrübe kazanması için açık olması gerekmektedir. Açık olmak demek inovasyona, yaratıcılığa açık olmak demek, sahip olduğu ekiplere bu süreçleri sağlamak demek. Bunun farkında olan yönetim, kurumun eninde sonunda başarılı olmasını sağlayacaktır.

Büyük Veri konusunda BMW ve Google çok iyi bir örnek bence. BMW çoğumuzun hayran olduğu, sahip olmak istediği bir marka. BMW’nin pazar kapitülasyonunu Google’la karşılaştırdığınız zaman arada katbekat fark var. Google’ın sahip olduğu şey teknoloji gibi görünür ama esas sahip olduğu şey bilgidir. Bu nedenle de bence en önemli şey; bir yerden başlamak, tecrübe kazanmak ve veri analizi tarafında da doğru soruları sormayı öğrenip bu kazanımları iş biçimlerine aktarmaktır.

Zamazingo: Verinin günden güne artması sonucunda var olan depolama çözümlerinin yetersiz kaldığı noktada bu teknolojilerin evrimine ilişkin öngörüleriniz neler olur? Büyük Veri’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Aydın: Hem hızlı olmak hem esnek olmak hem de maliyet hesabı yapmak çağımızın en büyük sorunu. Bizim de bireysel olarak, aile ferdi olarak en büyük sıkıntımız zaman ve maliyet. Satın alacağımız ürünün en iyisini ve en ucuzunu almak istiyoruz, ailemize zaman ayırmak istiyoruz bir yandan da işimiz süratle devam ediyor. Aynı şey kurumlar için de geçerli. Onlar için de maliyet, rekabet, pazar penetrasyonu, müşterinin sofistike olması gibi farklı girdiler var. Büyük Veri araçlarına baktığımızda Hadoop gibi açık platform ürünleri kurumlara önemli bir maliyet avantajı sağlıyor.

Bulut Bilişim bu noktada orta ve küçük ölçekli şirketler arasında çok önemli çünkü gün gelecek orta ölçekli bir firma olsanız dahi verinizi analiz etmek zorunda kalacaksınız. Bugün bir entegratörle veya Teradata gibi firmaların ekosisteminden yararlanarak büyük araçlara çok daha basit bir maliyetle ulaşabiliyorsunuz. İşletme sahibi veri analizi yaparken kendini de tüketici olarak görmeli ve beklentileri üzerine düşünmeli.

20 yıl önce iPad teknolojisi için 20 milyon dolar gibi bir yatırım yapmanız gerekirdi. Teknoloji gün geçtikçe ucuzluyor. Bugün her alanda sensörler kullanılıyor. Örneğin renk körüyseniz ve çoraplarınızın üzerinde bir sensör varsa rahatlıkla doğru eşleri seçip kullanabilirsiniz. Bu veri aynı zamanda kurumlar için de önemli bir veri haline gelir. Sensör teknolojisinin de ilerleyeceğini ve çok daha maliyet odaklı olacağını düşünüyorum.

Zamazingo: Veriyi güvenli bir şekilde depolamanın yanı sıra transferini sağlama aşamasında da güvenlik önlemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu süreci takiben gerekli güvenlik önlemleri neler olmalı? Teradata tüm bu güvenlik koşullarını sağlayabilmek için nasıl bir altyapıya ve organizasyona sahip?

Aydın: Biz daha çok kurumların güvenlik stratejilerine uyuyoruz, her firmanın güvenlik yaklaşımı farklı olabiliyor. Kurumun güvenlik stratejisi neyse biz de teknolojik olarak ona uyum sağlıyoruz. Bence bugün kurumların güvenlik alanında en fazla dikkat etmesi gereken mesele iç tehdit. Yakın zamanda Almanya’da bulunan bir telekomünikasyon firması 2 milyon müşterisinin verilerini çaldırdı ve tehdidin içeriden geldiği anlaşıldı. Kurumlar, iç tehditlere karşı çok ciddi önlemler almak durumundalar.

Zamazingo: İş zekası, iş dünyası açısından yaşamsal önem arz eden bir konu. İş süreçlerinde raporlama, veri analizi gibi konularda tasarruf sağlayan İş Zekası’nın kurumlara sağladığı kazanımlar neler?

Aydın: Veri, bugün en değerli varlıklardan biri; belki de en önemlisi. Eskiden veri bizim için sadece bir araçtı; şimdi anahtar nokta. Eğer pazara hızlı, doğru yoldan gitmek istiyorsanız, iyi bir pazar değerlendirmesi istiyorsanız verinize sahip olmalısınız. Verinize sahip olmak da İş Zekası’nı anlayabilecek bir ekiple mümkündür. Bence bu nedenle üst yönetim İş Zekası’nı strateji olarak benimsemelidir.

Eskiden veri raporları çok basitti. Raporlarda sadece ne kadar, nereye satış yaptığınız ve kampanyalarınızın nasıl sonuçlandığı yer alırdı. Yöneticilerin de o kadar çok zamanları vardı ki bu raporları topluca kağıt üzerinde isterlerdi. Artık hepimizin cebinde akıllı telefonumuz var, hepimiz rapor ve gelişmeleri anlık izlemek istiyoruz. Anlık yapılan hareketlerin de taktiksel değil stratejik bir şekilde yapılması gerekiyor. Kurumlar, stratejilerini iyi oluşturup iyi bir planlama yapmak durumundalar, veri analistlerine yatırım yapmak durumundalar. Çünkü veri analistliği çok önemli bir kavram. Araba üreticisi bir firma düşünün. Örneğin; aracın fren balatası bozuldu ve tamir ettirdiniz. İki hafta sonra araç başka bir problem yarattı ve tekrar servise girmek zorunda kaldı. Bu durumda ciddi bir para ve zaman kaybı yaşamış olursunuz. Etkinlik analizinde şöyle analizler yapılıyor: Eğer bu seride aracın fren balataları bu şekilde bozuluyorsa en yakın zamanda ne bozulacak? Üretici firma böylece hem tasarruf ediyor hem de müşteri memnuniyeti sağlıyor.

Sadece veri analisti bu tarz bir sorgulama yapabilir. Hem işin doğru ilerlemesi hem de doğru insanların yetişmesi anlamında veri analistliği çok kritik bir kavram. Çok iyi okullardan mezun olmuş, doktora yapmış kişiler bir anda veri analisti olamaz. Bu, tecrübe ve akademi işidir.

zamazingo

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestShare on Tumblr

Etiketler: ,

Comments are closed.