Mert TÜRKSOY, Umut ERSOY, Başar ÇANKAYA: Marjinal Porter Novelli Sosyal Medya Direktörleri

07/06/2014 • Röportajlar • Görüntülenme: 1066

MArjinal Frup

Markalara sunduğu basın danışmanlığı hizmetlerinin yanı sıra dijital medya ve sosyal medya çalışmaları da yürüten Marjinal Porter Novelli’nin sosyal medya direktörleri ile sosyal medya yönetimi ve yönetim stratejileri konusunda hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Markaların sosyal medya hesaplarını yönetiyorsanız ya da kendi hesaplarınız için biraz daha profesyonel bir yaklaşıma ihtiyacınız varsa söyleşimiz tam da size göre…

Markalara sunduğunuz medya danışmanlığı hizmetlerinizin yanı sıra sosyal medya stratejileri geliştirme ve sosyal medya hesap yönetimi alanında da çalışmalarınız bulunuyor. Bu kapsamda hangi markalara ne tür hizmetler sağlıyorsunuz?

Mert Türksoy: 20 yıllık bir ajans olan Marjinal Porter Novelli’nin şimdiye değin birçok müşterisi oldu. Müşterilerimiz; kiminle, nerede, nasıl bir iletişim kurmak istiyorlarsa onlara yardımcı olacak çözümler sunmaya çalışıyoruz, iletişimin dilini belirliyor, stratejisini çiziyor ve hayata geçiriyoruz. Bu iletişim; bir basın toplantısı düzenlenmesi, haber bülteninin hazırlanıp gönderilmesi ya da sosyal medya için hazırlanan projeler yoluyla olabiliyor. Pfrizer, IBM, Nokia, Panasonic, Asus,  Oualcomm, Markafoni gibi birçok farklı sektörden müşterilerimiz bulunuyor. Sosyal medya özelinde internet dediğimizde aklınıza ne geliyorsa o konuda müşterilerimize hizmet veriyoruz.

Umut Ersoy: Biz 55 kişilik ekipten oluşan bir şirketiz. Söz ettiğimiz faaliyetlerin hepsi alanında uzman kişiler tarafından yürütülüyor. Çalıştığımız şirketlerin medya ilişkileri konusundaki tüm ihtiyaçlarını karşılayacak uzmanlığa sahip bir ekiple çalışıyoruz. İletişim çalışmalarının yanı sıra web uygulamalarının hazırlanması, sosyal medya projelerinin konumlandırılması gibi birçok farklı hizmet ekibimizce üretiliyor. Müşterimizin nerede neye ihtiyaçları varsa o ihtiyacı karşılayabilecek durumdayız. Dijital departmanımız 2002 yılında kuruldu ve o zamandan bu yana ‘banner’ hazırlama ve ‘mailing’ gibi çalışmalar yürütüyoruz. Sosyal medya departmanımız 2007 yılında kuruldu. Blogların kullanımının artması ve blogger kavramının ortaya çıkması bizim ayrı bir departman kurmamıza neden oldu. Sosyal medya departmanımız için de ayrı bir ekip oluşturduk. Sosyal medya departmanımızda; sosyal medya hesaplarının güncellenmesi, blogların hazırlanması ve sosyal medya takibi gibi alanlarda tüketici iç görülerini de çıkartarak hizmet veriyoruz.

Mert Türksoy: İletişim değişmiyor fakat iletişim kanalları değişiyor; biz de bu değişime göre evriliyoruz, kendimizi değiştirmek, geliştirmek durumdayız. Twitter ve Facebook başlangıçta şimdiye nazaran çok farklı noktalardaydılar. Ortaya çıkan yeni kanalları da yakından takip etmemiz gerekiyor.

Hem yazılı ve görsel basın hem de sosyal medya aracılığıyla stratejik çalışmalar yürüten bir danışmanlık şirketi olarak, yazılı-görsel basın ile sosyal medyanın gücüne ilişkin bir kıyaslama yapabilir misiniz?

Mert Türksoy: Tercih ettiğimiz platform müşterimize ve ulaşmak istediği kanala göre farklılık gösteriyor. Kimi müşteri için yazılı basın daha etkili olabiliyorken kimi müşterimiz için ise sadece sektörel yayınlarda yer almak çok daha etkili sonuçlar doğurabiliyor. Bazı müşterilerimizin de sosyal medyada efektif olarak iletişim kurabileceğini görüyoruz. Sosyal medya, özellikle fazla bütçesi olmayan kişilere fırsat eşitliği sağlıyor. Günümüzde yazılı mecra daha az etkiye sahip olmaya ve dijital medya ön plana çıkmaya başladı. Buna karşın, bence hepsinin etkisi mevcut ve alanları farklı.

Umut Ersoy: İnsanların haber alma ihtiyaçlarının değiştiğini görüyoruz. Basılı medya gün geçtikçe önemini yitiriyor; ama bir yandan da basılı medyaya doğru evrilen büyük medya kuruluşlarının olduğunu görüyoruz. Büyük medya kuruluşları; bizim geleneksel dediğimiz kuruluşlar, dijitale yönelmeye başlıyorlar. Aslında geleneksel medyada yaptıkları işi dijitale taşımaya çalışıyorlar. Dijitalin bir bu ayağı var, bir de kullanıcının içerik ürettiği ve herkesin medya sayılabildiği bir ayağı bulunmakta. Burada kullanıcının dikkatini çekebilmek, reklamın yayılmasını sağlayabilmek, hedefleyebilmek gerekli. 2 milyon kişinin girdiği bir sitede sizin paylaştığınız bir içerik belki kaybolacak; ama siz doğru kişileri hedeflerseniz doğru kişilere ulaşabilirsiniz. Bu noktada firmaların belli ihtiyaçları var ve bizim bu ihtiyaçlar doğrultusunda yapacağımız çalışmaları planlamamız gerekiyor. Sosyal medyaya, geleneksel medyadan ayırmadan, tamamen bütünsel bir yaklaşımla bakıyoruz. Doğru adımları, doğru hedef kitleyi, doğru mecraları belirlediğimiz zaman hepsini bir şekilde kapsamış oluyoruz.

Başar Çankaya: Soysal ağlar bir bülten platformu değil; orada yaşayan insanların dinamiğine göre şekillenen bir mecra. Bizim yarattığımız içerikler; Facebook, Twitter, Linkedin gibi kanallarda bulunan insanların jargonuna, oranın dinamiğine göre farklı şekillerde hazırlanıyor. Bağımsız platformları bir araya getirmek yerine, tamamen birbirinden ayrı içerikler belirleyip bu içerikleri farklı mecralarda sunuyoruz. Biz mecraları birbirinden ayırmıyoruz; ama dil olarak tamamen birbirlerinden farklı olduklarını söyleyebiliriz.

Sosyal medyada gerçekleştirilen kampanyaların ve sosyal medya uygulamalarının marka bilinirliği ve güvenirliği açısından katkıları nelerdir?

Mert Türksoy: Biz müşterilerimizin sosyal ağlarda bir hesabının olması gerektiğini düşünüyoruz. Sosyal medya, marka için yeni bir iletişim kapısı yaratmış oluyor. Sadece bir hesabın olması da yeterli değil; hesabın markanın diline uygun olarak ve o platformun gerektirdiği şekilde yönetilmesi gerekiyor. Sosyal medya çalışmaları, diğer kanallarla yürütülecek çalışmalara göre nispeten daha makul fiyatlarla yapılabiliyor. Bu, “sosyal medya ucuz bir kanaldır” gibi algılanmasın. Bu kanallarda kullanılması gereken iletişim dilinin ve hesap sürekliliğinin sağlanması için kaynak ve insan gücü ayrılması gerekiyor. Bizimle paralel hizmetler veren şirketlerle çalışılması ya da ona zaman ayıracak insan istihdamının sağlanması gerekiyor.

Umut Ersoy: Biz, birçok kuruma sosyal medyanın önemini anlatıyoruz ve son dönemde kurumlar sosyal medyanın gücünü önemsemeye başladı. “Bizim sosyal medyada yer almamıza gerek var mı?” diye çok soru gelirdi. Şu bir gerçek ki; siz orada olmasanız da insanlar sizin hakkınızda konuşuyor olacak. Önemli olan sizin bunu kontrol edebilmenizdir.

Sosyal medyada, belli platformlarda hesaplarınızın olması ve iletişimi belirli noktalarda buraya kaydırmanız gerekiyor. Çünkü markaya yönelik şikayetlerimizi, önerilerimizi bu mecralar üzerinden paylaşıyoruz. Bir marka olarak kendi kontrol edebildiğiniz mecraları ve insanların size ulaşabilecekleri mecraları yaratmanız gerekiyor.

Kullanıcılar, sizinle ilgili yorumlarını sizin bulmakta zorlanacağınız sitelere yazmak yerine sizin mecranıza yazsınlar. Bu, sizin hem ilk ağızdan konuyu anlamanıza ve sorunu çözmenize yardımcı olacak hem de o yorumları ararken internet bulutu içinde kaybolmanızın önüne geçecek. Bu noktada; hem doğru içerikleri paylaşabilmek, hem kendinizle ilgili bilgileri iletebilmek, hem de hedef kitlenizle iletişim kurabilmek açısından sosyal medya çok önemli bir kanal. Sosyal medya bir reklam alanı değil iletişim alanıdır ve bu iletişimi kurabilmek için firmaların böyle bir kanalının olması gerektiğine inanıyorum.

Başar Çankaya: Bence bloglar şirketlere ruh katıyor. Takipçilerin; o soğuk arka planda neler olduğunu, nasıl bir çalışma sistemleri bulunduğunu, çalışanların mutlu olup olmadıklarını, haftasonu ne yaptıklarını öğrenebilecekleri bir blog şirkete canlılık katıyor. Ben kullanıcı olarak bir şikayetimi Twitter’a yazdığımda marka bana geri dönüyorsa, ben “bu marka burada yaşıyor” diyebiliyorum. O durumda benim o şirkete olan inancım artıyor.

Şirketlere verdiğiniz medya alanındaki eğitimlerinizden söz eder misiniz? Bu eğitimlerin içerikleri nedir ve şirketler bu eğitimlere neden ihtiyaç duyarlar?

Başar Çankaya: Bu eğitimleri yöneticilere veriyoruz. Sosyal medya çok yeni olduğu için sosyal medyayı tam olarak bilmeyen ve öğrenmek isteyen birçok insan olabiliyor. Beraber iş yaptığımız insanların önce sosyal medyayı kavraması gerekiyor. Biz, hem markaların marka bazında neler yapabileceğine hem de profesyonel olarak sosyal medyayı nasıl kullanmaları gerektiğine yönelik eğitim veriyoruz. Üst düzey yöneticiler bir bakıma markanın yüzü oluyor ve sosyal medyaya yazdıkları bir kelime, gün sonunda markaya zarar verebiliyor. Biz bu eğitimi; öncelikli olarak sosyal medya nedir, sosyal medyada neler yapılabilir, sosyal medyanın kuralları nelerdir, markanın ve yöneticilerin dili nasıl olmalıdır, orada insanlar neler konuşuyor gibi başlıklar altında, her mecranın ayrı ayrı dağılımını yaparak veriyoruz. Eğitim alanların arasında hiç sosyal medyaya katılmamış isimler olabiliyor ve onların da bu dünyada neler yaptıklarını takip ediyoruz.

Umut Ersoy: Sosyal medya planlaması ile marka için kritik mecraların neler olduğu ve kriz sırasında yapılabileceklerle ilgili taktikler de veriyoruz. Kriz senaryoları belirlediğinizde, herhangi bir kriz durumunda nasıl adım atılması gerektiğini biliyor oluyoruz ve bunları müşterilerimizle paylaşıyoruz.

Başar Çankaya:  Şu an Vine çok bakir bir platform. Vine’da proje yapan henüz birkaç marka var. Şu anda Twitter’ın yaptığı bu uygulama; dünyada trend haline geldi. Ana haber bültenlerinin sonunda dahi Vine’lar veriliyor… Vine’ı ve etkilerini marka temsilcileri kavrayamayabiliyor. Biz, yeni platformları ve etkilerini ortaya koyup, bu yönde eğitim veriyoruz. Bu eğitim güncellemelerini de sürekli yapmak gerekiyor.

Markaya özgü sosyal medya stratejileri belirlerken neleri göz önünde bulundurmak gerekiyor?

Mert Türksoy: İletişim stratejilerinin bir ayağı da sosyal medya. Bir resim stratejisi belirlendikten sonra sosyal medyada iletişimimizin ne olacağına dair planlamalar yapıyoruz. Bu planlama müşterimize göre değişiklik gösteriyor. Stratejiler; bazı müşterilerimizce yılın başında belirlenir, belli olmayanlarla da bir araya gelip bu yıl nerelerde olacakları, ne yapmak istedikleri konusunda beraber karar veririz.

Başar Çankaya: Stratejiyi oluştururken müşteriyi çok iyi tanımak gerekir. Mesela ağır makine üreten bir müşteri olduğu zaman onun gireceği alanlar kısıtlıdır ama bir e ticaret firmasının stratejisi hemen hemen sabittir. Bu durumda markayı farklılaştırmak için stratejiler oluştururuz. Markayı tanımak ve kimlere hitap ettiğini bilmek çok önemli.

Sosyal medya çalışmalarını kurum bünyesinde yürüten marka ve şirketlere ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?

Başar Çankaya: Sosyal medya ciddi olarak ele alınması gereken bir konu. Bu yönetimi kendi bünyelerinde yapmak isteyen firmalarda en azından bir kişi tamamen bu işe odaklanmalı. Sosyal medya yönetimi yapan kişinin bu platformda yaşaması, yeni platformlardan haberdar olması ve iletişimle ilgili tecrübeye sahip olması gerekiyor.

Mert Türksoy: Sosyal medya, diğer alanlara göre daha düşük kaynaklarla çalışmalar yapılabilen bir mecra; ama sosyal medyayı ucuz bir iş olarak görmemek lazım. O işi yapan ajanslardan destek alınmalı ya da sosyal medya temsilcisini kendileri istihdam edeceklerse bu işten anlayan, iletişimi bilen insanlarla çalışılmalı; aksi taktirde ufacık bir hata tüm markanın iletişimine zarar verebilir. Sosyal medya çalışmaları yürüten markalara buradaki reklam fırsatlarının da farkında olmalarını öneririm. Sosyal medyada farklı ve iyi işleyen reklam modelleri var. Bence Facebook reklamları markaların ilk etapta kullanabilecekleri bir alan olacaktır. Facebook, size çok fazla segmentasyon sunabiliyor ve bu platformda nerede yaşadığınız, kaç yaşında olduğunuz ve eğitim durumunuzla ilgi alanlarını seçebiliyorsunuz. Sadece insanlar sizin reklamlarınızla tıkladıkları zaman para harcıyorsunuz. Bu reklamların üzerinde sizi “Like” etme imkanları var ve bu da şu anlama gelebilir: Belli miktar bütçe ayırdığınızda, reklamınız gösterilir ve geri dönüş biter; fakat sayfanız “Like” edildiğinde, daha uzun bir iletişim kurma fırsatı yakalamış oluyorsunuz.

Umut Ersoy: Sosyal medya, bazı markalar tarafından çok ciddiye alınmıyor. Sosyal medyanın engellendiği, browser’ın çalışmadığı şirketler de var. Hayatın yansıması bir anlamda da soysal medyada ilerliyor. Bu noktada firmaların dikkatli olmaları, kendileri ile ilgili yazılanları takip etmeleri gerekiyor.

SEO, sosyal medya analizi, marka konumlanması, değişen tüketici eğilimleri ve trend takibi çalışmalarının hesap yönetimine ve markaya katkıları nelerdir?

Mert Türksoy: Belirli sonuçlara ulaştığımız; markanın iletişimde nasıl adımlar atması gerektiğiyle ilgili bazı araştırma, raporlama ve analiz yöntemlerimiz var. Bu çalışmalar, o günkü resmi görmemize imkan veriyor ve bu nedenle de bu değerlendirme çalışmalarına ihtiyacımız var. Bu araştırmalar sayesinde markanız üzerinde oluşan hiç beklemediğiniz bir algıyı görebilirsiniz. Analizler; bizlere, olumsuz bir algı varsa bunu olumluya dönüştürme fırsatı verir.

Umut Ersoy: 360 derece iletişim hizmeti verdiğimiz için birçok kanalda oluşan trendleri, tüketici tercihlerini, kullanıcı yorumlarını bir noktada analiz ediyor ve tüm çalışmalarımızı bu analize göre belirlemeye çalışıyoruz. Sosyal medya takip hizmetimize kullanıcıların yaptıkları yorumların iç görülerini dahil ediyoruz; markanın sektörel araştırması, global trendler gibi farklı konuların analizlerini çıkarttığımızda son derece faydalı bir veri oluşuyor. Bizim bütün mecraları kapsayacak şekilde planlama yapmamız gerekiyor. Sosyal medya bacaklardan bir tanesi; geleneksel medya ve tüketici yorumları ise diğerleri. Bunların hepsini bir potada eriterek markayla ilgili strateji geliştiriyoruz.

zamazingo

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestShare on Tumblr

Etiketler: , , , ,

Comments are closed.